ANTALYA’DA HORTUM FELAKETİ TARIM ALANLARINI ETKİLEDİ

Geçtiğimiz hafta Finike, Kumluca ve Antalya’da yaşanan aşırı sağanak yağış, dolu ve oluşan hortumlar bazı vatandaşlarımızda can kayıplarına, yararlılara neden oldu. Yaşanan olumsuz hava koşullarından dolayı yetkililerin açıklamalarına göre Antalya’da yaklaşık 30 bin dekar tarım alanı büyük hasar görürken bunun 5 bin dekar kadarını örtüaltı alanları oluşturuyor.

Güzelbağ Mahallesi ve Havaalanı’nda yaşanan hortum felaketi, Serik ve Alanya’da kendini gösterdikten sonra Mersin tarafına doğru etkisini sürdürerek devam etti. Yaşanan olumsuz koşullarda hayatını kaybedenlere Allah’dan rahmet, yakınlarına baş sağlığı diliyorum. Maddi hasar yaşayanlara da geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Hortum nedeniyle bazı yerlerde seralar kullanılamaz hale gelirken, bahçelerde meyveler döküldü, ağaçlar ya kırıldı ya da yerinden söküldü. Yaşanan kötü olaylardan sonra “cana gelmesin mala gelsin” denir. Kesinlikle de doğrudur. Ancak yaşam da bir şekilde sürüyor ve sürdürülmesi gerekiyor. Bu durumda da önlemlerimizi almamız gerekiyor.

Tarım alanlarında kötü koşullara karşı sigortalama önemli önlemlerden birisini oluşturuyor. Bazı çiftçilerimiz hala sigorta yaptırmıyorlar. Halbuki üreticilerimiz birçok sigorta firmasına başvurarak üretim alanını sigortalatabiliyor ve TARSİM ürün kapsamını her geçen yıl artırıyor. En son yaşanan felaketi düşününce sel, dolu, yağış, hortum hepsi sigorta kapsamında yer alıyor. Sadece üreticilerimizin daha duyarlı olması gerekiyor.

Hafta başından itibaren kameralar ve gazete sayfaları hortum nedeniyle pazardaki sebzelerin fiyatlarına dikkat çekmeye başladılar. Bu mevsimde biberde, domateste, nanede, soğanda ve bilumum sebze ve meyvede yaşanan fiyat artışları hemen hortuma bağlandı.

Evet, Antalya Yaş Meyve ve Sebze Komisyocuları Derneği Başkanı Nevzat Akcan’ında haberlere konu olan açıklamasında olduğu gibi meydana gelen zarar nedeniyle üretim miktarında bir miktar düşüş gerçekleşecektir. Ancak fiyat yüksekliğini sadece hortuma bağlamak çok doğru değil. Artışa yol açan başka sebepler var.

Son 20 gündür Antalya sahil kesiminde birkaç gün hariç neredeyse hiç güneşi göremedik, sürekli yağmur yağdı. Yağmurdan öncede sıcaklıkları ideal derecelerin altındaydı. Bilelim ki güneş yoksa, havalar soğuksa ürün az, kalite düşük demektir. Yağmur varsa seralarda ve meyve bahçelerinde nem vardır. Aşırı nem hastalık demektir. Seralardaki domates, biber, patlıcan, hıyar ve benzeri sebzelerde başta kurşuni küf olmak üzere değişik fungal etmenler meyve kayıplarına yol açıyor.

Bunları açıklamamın sebebi fiyatlar dolayısıyla tarım sektörü üzerinde yanlış algının önüne geçmeye çalışmaktır. Çünkü fiyatlar yüksek denilince yeniden Hal Yasası tartışılmaya çalışılıyor. Çıkarılmaya çalışılan yeni yasada bazı eksiklikler bulunuyor. Bu konuda incelemeler yapılıyordu. Mutlaka başta Antalya olmak üzere ülkemizdeki üretim bölgelerinden gelecek öneriler dikkate alınmalıdır.

“YENİ HAL YASASI ÜRETİCİLERİ DÜŞÜNÜYOR MU?” başlıklı yazımda aktardığım şu ifademi tekrar ediyorum: “21 maddede toplanan taslak okunduğu zaman aceleye gelen kısımlar olduğu, sebze-meyve ve bu taslakta devreye giren diğer ürünlerin ticaretiyle ilgili sorunları gidermeyeceği, hatta yeni sorunlar oluşturabileceği, yasanın anlaşılması ve uygulamada yerleşmesi için zamana ihtiyaç olduğu görülüyor.” demiştim.

Aynı yazıda Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in Kumluca’da yaptığı açıklamadan bir alıntı ile bitirmiştim. Bunu genişleterek tekrar aktarıyorum: Bu yasa çalışması komisyoncu ve tüccarlarımızda önemli bir rahatsızlığa neden oldu. Antalya Hali bir tüketici hali değil, bir üretici hali. Bu Antalya için söz konusu değil ama bütün haller tüketici hali gibi düşünülmüş. Bizim komisyoncumuz üreticinin kasasıdır.”

Pazar fiyatlarını merkeze alıp çalışan Toptancı Hal Sistemini bozmak yerine, özellikle fiyatların yükselmesine neden olan yerlerdeki sorunları irdelemek ve çözüm üretmek gerekir.

Loading