ÇINTAR DOĞANIN BİZE SUNDUĞU HARİKA BİR LEZZETTİR.


İlkbahar ve özellikle Sonbahar aylarında ılık ve yağmurlu havalardan sonra orman alanları mantar avcıları ile dolup taşıyor. Doğal mantarları bulup tüketmek isteyen toplayıcılar işin erbabı ise lezzetli mantarlara ulaşıyorlar. Ancak bu iş göründüğü kadar da masum değil. Zehirlenme risklerini de beraberinde getiriyor. Bir önceki yazımızda buna dikkat çekmeye çalışıp, tüketicileri uyarmıştık.

Zehirli ve zehirsiz mantarları ayırt edebilenlerin peşinden koştukları mantarlardan birisi de çıntardır. Bu yazımda biraz çıntardan ve özelliklerinden bahsedip, bir de uyarıda bulunacağım. Şapka ve lamelleri kesildiğinde turuncu gibi veya kana benzetilen bir sıvı çıkardığından kanlıca mantarı olarak da bilinir. Bazı bölgelerde çintar (çıntar), bazı yerlerde melki, tillice veya çam mantarı gibi farklı isimlerle anılır.

Kanlıca mantarı çam ve meşe ormanlarının olduğu yerlerde, nemli çam pürelerinin altında bulunmayı bekler. Bilimsel olarak Lactarius spp. mantarlarındandır. Batı Karadeniz, Batı Ege, Orta Karadeniz, Akdeniz bölgeleri başta olmak üzere birçok ormanlık alanda ortaya çıkabiliyor. Antalya, Bolu, Muğla, Denizli gibi illerde mantar severler çıntar için ormanlara koşuyorlar.

Hava sıcaklıkları ve yağmurların geliş zamanına göre yöresel olarak erken veya geç çıkış olabiliyor. Bu yıl Antalya ve civarında yağmurların geç gelmesi nedeniyle gecikmeler yaşandı. Hala ormanlık alanlardan çıkarılıp pazarlarda satılıyor.

Peki neden bu kadar değerli?

Öncelikle değişik şekillerde tüketilmesine rağmen hemen hemen her durumda çok lezzetlidir. İster közde, ister ızgarada, ister sote yaparak değerlendirin, sonuçta enfes bir tat ortaya çıkıyor.

Lezzetinin yanında sağlık açısından da oldukça değerli bir mantar. Protein açısından zengin ve diğer mantarlarda olduğu gibi hemen sindirilebiliyor. Faydalı birçok aminoasitleri içeriyor. B vitaminleri bakımından ön plana çıkar ve B1 vitamini, B2 vitamini, Niasin ve ayrıca C vitamini de bulunuyor. Tüketenler kanlıca mantarından kalsiyum, fosfor, demir, sodyum, potasyum ve magnezyum minerallerini alıyorlar. Düşük kalorisi nedeniyle kilolu olanlar çekinmeden tütebilirler. Kalp damar sorunu olanlar da rahatlıkla yiyebilirler.

Bu yıl pazarlarda veya ormanlara yakın yerlerden geçen otoyol kenarlarında kilosu 30-40 liraya satıldığını gördük. Tüketimi giderek yaygınlaşıyor. Bu mantarlar için kendilerini doğaya bırakanların sayısında artışlar var. Ancak zehirli mantarlarla birlikte karışmış halde satın alınabileceğini veya zehirli olanlarla ayırt edilememe durumuna karşı dikkatli olunmalıdır. Ayrıca çıntar ve diğer doğa mantarları bize geçmişten kaldılar. Bizler de gelecek nesillere bırakmalıyız. Çıntar mantarı şapkasını oluşturduktan sonra, şapka altındaki lamelleri arasında sporlarını üretirler. Eğer bu mantarları çok küçük toplarsak, bu sporlar dökülmeden alındığı için gelecek yıllarda çoğalmasını azaltırız. Yine toplarken toprağa tutunma yerinde parçaların kalması sağlanmalıdır. Çünkü bizden sonrakiler de çıntarın tadına ulaşmalıdır.

Previous TARIMSAL ÜRETİMİMİZ RİSK ALTINDA
Next İNCİRİMİZE SAHİP ÇIKMALIYIZ

No Comment

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir