YERÜSTÜ VE YERALTI SU KAYNAKLARI ALARM VERİYOR


14 Eylül Salı günü Akdeniz Manşet Gazetesi’nin manşet haberinde daha önce yazılarımla dikkat çekmeye çalıştığım bir konu vardı. Yeraltı su kaynaklarıyla ilgili bu haberin başlığı “KURAKLIK UYARISI” idi. Haber için teşekkür ediyorum.

Haberde Antalya’nın gelecekte kuraklık ile baş başa kalacağı, su kaynaklarının düzgün kullanılmadığına vurgu yapılıyor. MHP Antalya eski İl Başkanı Mustafa Akar’ın yaptığı açıklamaya göre yapılan haberde, usulsüz, yani kaçak kuyu açılmasına, bu konuda önlem alınmadığına, eskiden 50 metreden çıkan yeraltı sularının 90-100 metreden çıktığına değiniliyor.

Yeraltı su arama ve çıkarma işleriyle uğraşanlara, bunlarla ilgili malzeme satanlara bakıldığında kaçak sondaj işinin azımsanmayacak sayıda olduğu görülebilir. Aslında arazi kontrolleri tam yapılsa suçüstü de yapılabilir.

Kuraklık koşulları arttıkça obruk oluşumları da artmaya devam ediyor. Obruklar neden oluşuyor, önlemleri nelerdir? Çözümünü aramadan yolumuza devam ediyoruz. “Kuraklık arttıkça alarm zilleri çalıyor” başlıklı köşe yazımda bu konuya değinmiştim.

Bu yazı da Çankırı Karatekin Üniversitesi Orman Fakültesi Havza Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr.Ceyhun Göl’ün basında yer alan şu açıklamasına yer vermiştim: “Son dönemde obruk artışının temel nedeni, aslında insani nedenlerdir. Bunları birkaç başlık altında toplayabiliriz ama en önemlisi yer altı suyunun kullanılmasıdır. Çünkü tarımsal faaliyetler için yer altından derin su seviyelerinden suyu çektiğinizde, orada jeolojik bir boşluk meydana geliyor. Bu boşluk daha sonra çökerek obruklar oluşuyor.”

Yeraltı sularına Gazete Bir’de 2018 yılında yayınlanan “YERALTI SULARINI KAÇIRMAYALIM” başlıklı yazımla da değinmiştim. Kaçak çalışmalarla sürekli daha derine inildiğine ve suların da daha derinlere kaçırıldığını belirtmiştim.

Aradan geçen yıllara rağmen kaçak sondaj ile su arayışına devam ediliyor. Yaz mevsiminin sonuna gelinirken yeraltı su kaynaklarının bazı bölgelerde çekildiği haberlerini duyuyoruz.

Evet, yağmur ve kar yağışı yetersiz. Yağış olmayınca su da olmuyor. Var olan kaynakları koruyarak kullanma yerine daha fazla su arayışına gidiyoruz. Herkes kendi çözümünü üretmeye başlarsa ortaya sorun yumağı çıkacaktır.

Bir kavşakta trafik ışıkları sönünce herkes kendi kuralını ortaya koyuyor ve karmaşayla birlikte kaza kaçınılmaz oluyor. Suların yok olma kazası ise bireysel kalmayacak herkesi etkileyecek.

Tarımsal üretim yapmayalım mı? Çiftçiler sulama yapmazsa hali ne olur, denilebilir. Evet, üretim yapacağız, bir karış toprağımızı da boş bırakmayacağız. Ancak bu konuda planlama yapmalıyız.

Henüz üretim planlamasını tam yapamadan bir de su planlaması yapmamız gerekecek. Su tüketimi ve tarımsal büyümenin hangi yönde olması gerektiği tartışılmalıdır.

Her üretici kendi talebine göre su kuyusu açmak durumunda olmamalıdır. Bunun bir planlaması olmalı, ortak kullanımın yolu bulunmalı ve yönlendirilmelidir.

Yeni yapılacak sulama suyu sondajlamalarında kaçaklara izin verilmemelidir. Yeni yapılacak sondajlarda ortaklığı mutlaka sağlamalıyız. Çıkarılacak suyun kapasitesine göre birden fazla yararlananı olmalı.

Kapasitesi yüksek önceden yapılan sondajlarda ortak yararlandırma planlaması devreye sokulmalıdır.

Yeraltı su kaynaklarının kapasitesi bölge bölge tespit edilmeli, kuyu çalışmalarında gereksiz derinliklere inilmesinin önüne geçilmelidir.

Hala yüzey sulamaya devam ediliyor. Basınçlı sulama sistemine mutlaka geçilmelidir.

Yayla bölgelerinde zirveye yakın yerlerde bile doğal su kaynakları bu mevsimde bile akıyor. Ovada su tükeniyor, dağın zirvesinde çıkmaya devam ediyor. Bu suları kendi borularıyla tarlasına, bahçesine taşıyan üreticiler var. Kontrol eden bile yok. Göletler, havuzlar veya başka bir şekilde basınçlı sulama ile ortak kullanıma sunulmalıdır.

Tartışılması gereken başka bir konuda mermer ocaklarının yeraltı su kaynaklarına verdiği zararlar. Dağın zirvesinde kendiliğinden çıkan ne güzel su kaynakları var. Ama buralarda mermer ocakları da var. Dinamitle patlatma yapıyorlar. Bu patlatmaların, darbelerin yeraltı sularının akışına, çıkışına zararı yok mu?

Örneğini de verelim. Elmalı-Korkuteli arasında, bir tarafı Korkuteli’nin köyleri, bir tarafı Elmalı’nın köyleri olan zirvedeki Çinli mermer ocaklarının bölgesi incelenebilir.

Unutmayalım. Su hayattır. Yeraltı ve yerüstü su kaynaklarını korumalıyız.

Previous ÖĞRENCİLERİMİZ İLK HASATLARINI YAPTILAR
Next YAĞMUR SUYU HASADINI DÜŞÜNMELİYİZ