FİYATLARI DÜŞÜRMEYİ KİM HATIRLATACAK?


Son aylarda Türkiye gündemini en çok meşgul eden konuların başında ekonomi geliyor. Özellikle dolarla kendisini gösteren artan döviz fiyatları, her günün en özel konusu olarak her yerde, herkes tarafından konuşuldu.

Dolar artınca ticari faaliyet sektörü fark etmeksizin iğneden ipliğe her şeyin fiyatında artışlar oldu. Bir doların karşılığı 18 TL’ye dayanınca yediğimizden içtiğimize, gezdiğimizden giydiğimize kadar her ürünün fiyatı yükseldi de yükseldi.

Artan fiyatların oluşturduğu gündemler arasında tarım sektörü de yerini aldı. Çiftçinin üretebilmesi, ürettiklerinin de ucuz fiyatlara tüketilebilmesi için tarımsal girdi fiyatları üzerinde duruldu. Özellikle gübre fiyatlarındaki artışlar çok konuşuldu.

Alınan yeni ekonomik tedbirlerin duyurulmasının hemen sonrasında 18 TL’ye dayanan doların fiyatı bir gecede tepetaklak oldu. Bir doların fiyatı 6-7 TL geri geldi. Fiyatlar çıkmaya başladığı yere geri mi geldi? Tabiki hayır.

Bu durumda ilk akla gelen dolar artarken yükselen fiyatların düşmesi oluyor. Düşmesi de gerekmez mi? Fiyatlar düşecek mi diye bir haftadır gözlemliyorum. Nafile, istenildiği kadar geri gitmiyor. Şubat 2021’de yine bu köşede yazdığım “Dolar artarken yükselen fiyatlar düşmeyi unuttu” yazım aklıma geldi.

Bu yazıda şu ifadelere yer vermiştim: “Tarımsal üretimde kullanılan girdilerden gıda fiyatlarına, temizlik ürünlerinden inşaat malzemelerine, otomobilden kamyona, tarım aletlerine kadar, aklımıza hangi ürün gelirse dövizden etkilenmeyen ürün yoktur. Ancak bugüne kadar tecrübelere dayalı olarak öğrendiğimiz bir durum var ki o da dolar veya euro değeri düşünce, fiyatların geri gelmemesidir. Artışını anlıyoruz anlamasına da düşmemesine akıl erdiremiyoruz. Aklımız, mantığımız, gönlümüz ne kadar arttıysa o kadar düşsün istiyor.”

Bir de şu soruyu eklemişim: Peki, tüketiciye yansıyan fiyatlar neden düşmedi?

Tecrübe ettiğimiz gibi sadece dolara bağlı değil, fahiş fiyatlar da geri gelmedi. Bu gidişle bana göre de, çevremden edindiğim izlenime göre de fiyatlar düşmeyecek.

Artan fiyatların geri düşmesinin yolu denetimden geçmektedir. Özellikle fahiş fiyatları da düşününce denetim kaçınılmaz oluyor. Tarımsal girdilerden gübrelerde %400’lere varan artışları %20-30 düşürmek hiç kimseyi tatmin etmiyor. Seraların üzerine çekilen plastik örtülerin kilosu 50 TL olmuş, üretici bunu nasıl kullanacak?

Muratpaşa İlçesi Bayındır Mahallesi’nde fahiş olarak ilanlarda duran 950 bin TL olan yirmi yıllık daireye 1.5 milyon yazmışlar. Bu artışın dolarla ne ilgisi var?

Köylerin içlerine kadar bile isteye soktuğumuz ve bu uğurda veresiye defteri ile satış yapan küçük marketleri yok ettiğimiz market zincirleri, Ayçiçek yağına %200 zam yapmış, %10-20 indirim yapıyor. Dolar artarken raflarda ürün yok diye konulmayan, bu arada Türkiye iflas ediyor algısı da oluşturuluyor, şeker bile ucuzlamamış.

Dolar arttı fiyatlar arttı, dolar düştü fiyatlar düşmedi. Ancak düşmeli. Gönüllü düşürmeyen fırsatçılara Devletimiz gücünü göstermeli, gereğini yapmalıdır.

Marketleri, gıda fiyatlarını, otomobil fiyatlarını, inşaat malzemelerini denetliyoruz diye sosyal medya hesaplarından resim veya video paylaşmak nafile. Haber ajanslarına röportajlar vermek, gazetelere haber göndermek sorunumuzu çözmüyor.

Hangi sektör olursa olsun, hangi ürünün fiyatı ne kadar arttı, ne zaman arttı her daim kontrol edilmelidir. Ticarete konu olan her ürünün maliyeti ilgili kurumlarca daima kontrol edilmelidir. Gerektiğinde başvurulacak, tıkır tıkır önlemler alınmaya başlanacaktır. Örneğin maliyetleri bilmezsek üreticinin domatesi 1 lira olsun isteriz. Bu da köylüyü bitirir.

Devletimizin yetkililerinin istediği denetimler de tam olarak yapılamayabilir. Bürokrasinin isteyerek/istemeyerek sistemi tıkayabileceği ön görülmelidir. Bunların da denetlenmesi gerekir. Dünyanın içinden geçtiği kötü zamanlardan Türkiyemizi güçlü çıkarmalıyız.

DENETİM olmadan fiyatlar düşmez.

Previous AKADEMİK TEŞVİK İSRAFINA ÖNLEM ALINMALI
Next KÜÇÜK ÜRETİM ALANLARINA ÖNLEM ALINMALIDIR