TARIMDA ÖĞRENME KÜÇÜK YAŞLARDAN BAŞLAMALI


Türkiye ekonomisi üzerinde önemli sektörlerden birisi olan tarım, aynı zamanda stratejik savaş alanlarından birisi olmaya devam ediyor. Kovid salgını sürecinde biraz daha ihtimamla üzerine eğilinmeye çalışılsa da aslında gerçek manada önemini, sanırım önümüzdeki beş yıl sonrasında derinden hissetmeye başlayacağız. Özellikle içinde yaşadığımız kuraklık süreci, neden bugüne kadar ihmal ettik diye sorgulatmaya başlayacak.

Tarımımız bugüne kadar neden hak ettiği değeri bir türlü göremedi? Neden sürekli kendi içinde süregelen problemlerle boğuşuyor?

Aslında cevap çok basit. Önemli olduğunu bir türlü anlayamadık, anlatamadık, kavrayamadık, kavratamadık… Çevremize kulak verdiğimizde insanlarımızın konuşmalarında, satır aralarında bunları duyuyor, görüyor ve okuyoruz…

Tıpkı ülke futbolumuz gibi. Herkes tarımı biliyor, herkes tarım hakkına konuşabiliyor. Böyle bir algısı var.

Bu yazımda en basit örnekler üzerinden gideceğim. Verdiğim örnekler kime ne kadar basit gelirse gelsin benim için çok önemli.

Ziraat fakültelerine gelen öğrencilerimizle konuşuyoruz. Bazı sorularla onları tanımaya çalışıyoruz. Öncelikle fakültelerin bölümlerinin kapsamında hangi bitkiler veya çalışma alanları var, bunlarda çok eksiklikleri var. Ziraat Mühendisleri yetiştireceğiz, ancak bilinçli ve istekli tercihle gelen öğrenci sayımız çok az.

Hangi bitkiler bahçe bitkileri bölümü alanına girer, hangi bitkiler tarla bitkileri bölümü içerisindedir? Toprak bölümü tam olarak neyle ilgilenir? Ve diğerleri… Bunlarda da çok eksiklikleri var.

Hangi bitkiler tahıllar içerisinde, hangi bitkiler yağlı bitkiler grubuna dahil oluyor? Bunda da yeterli değiller.

Peki, karpuz ve kavun sebze mi, meyve mi? Bu sorunun cevabı çok yüksek oranda meyve olarak geliyor.

Topraksız yetiştiriciliğe organik tarım diyenler var. Organik tarım başlı başına nedir? Bunların cevapları net değil.

Çoğaltılabilecek bu örneklerin yanlış öğrenildiğini/öğretildiğini düşünüyorum. İlkokul ve ortaokul dönemlerinde ve hatta lise çağında öğretmenlerimiz kendileri de yanlış bildikleri için yanlış bilgilendirme yapabiliyorlar.

Kendileri sohbet ederken de şahit oluyoruz. Burada yükümlülüğü öğretmenlerimize yüklemek gibi bir niyetim yok. Aslında onların da kabahati değil. Müfredat kapsamında gönderilen kitaplarda hatalı bilgiler var. Karpuz için sebze yerine meyve diye yazılan kitaplar var.

Bunu kendi çocuklarımdan biliyorum. Karpuza sebze dediğim zaman sen nasıl ziraat mühendisisin baba, karpuz meyvedir diyorlar. Bizim kitabımızda öyle yazıyor, öğretmenimiz öyle diyor, sen ondan daha mı iyi bileceksin cevabı alıyorum.

Açıyorum okudukları kitabı, çocuklar haklı… Her meyve-sebze mevsiminde yenilmeli akımı etkisiyle olsa gerek, yazlık meyveler içerisinde karpuz ve kavun da gruplanmış.

Öyleyse hem öğretmenlerimiz hem de onların öğrencileri tarafındaki bu eksikliklerin giderilmesi gerekiyor. Okutulmak üzere okullara gönderilen kitapların içerisindeki bilgiler kontrol edilmelidir.

Üniversitede bizler örneğin karpuzun sebze olduğunu defalarca söylesek bile yıl sonunda hala meyve deniliyorsa, küçük yaşlarda edinilen bilgilerin düzeltilmesinin zor olduğunu görüyoruz.

Bu konular üzerinde Antalya’da bir önceki Milli Eğitim Müdürümüz Yüksel Arslan ile sohbet etmiş, bilgilendirme seminerleri ile bu alanda katkılar sunulabileceğini değerlendirmiştik. Bu tür etkinliklerle veya Bakanlıklar arasında oluşturulacak komisyonlarla kitaplardaki yanlış bilgiler düzeltilebilir.

Eğer tarımın önemini küçük yaşlardan itibaren kavratabilirsek, bilinçli bir tarım sektörünün yapı taşlarını örebiliriz. Hepimizin sorumluluğu var.

Previous YAĞMUR SUYU HASADINI DÜŞÜNMELİYİZ
Next SINAV DUYURUSU