DENETİM OLMADAN ASLA…


Başka ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de ekonomik sorunlar baş göstermeye devam ediyor. Etkisini de iyiden iyiye arttırıyor. Bu etki, ülkelerin ekonomik gücüne göre kendisini hissettiriyor. Ekonominin kötüye gidişini Türkiye olarak derinden hissediyoruz.

Dünya genelinde ekonomik sıkıntıların temel sebepleri arasında Kovid Salgını ve iklim değişikliği en fazla konuşulanlardan. Bu kadar etkili midir, bilemiyorum. Ancak bana göre Kovid Salgını ve iklim değişikliği günah keçisi seçilmiş gibi…

Ülkemizde ise dolar yükseldikçe her şeyin fiyatına zam geliyor. Dolardaki artışla ilgili sadece Türkiye’de gerçekleşiyormuş gibi bir hava da estiriliyor. Aslında ABD’den diğer ülkelere doğru dalga dalga yayılan bir krizden bahsedebiliriz.

Bu kriz Dünya genelinde istenmeden oluşan bir kriz mi, yoksa bile isteye oluşturulan bir kriz mi, ekonomistlerin ve uluslararası ilişkiler uzmanlarının ortaya koyması gerekiyor. Ki bu konuda yapılan bazı analizler dikkat çekici.

Kovid Salgını ile Dünya’nın eski bir Dünya olmayacağını başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere stratejistler ve analistler açıkça söylediler. Hal böyleyken gelen krizin öngörülmesi ve bütün sektörlerin çok iyi kontrol edilmesi gerekiyor.

Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada yaşamak çok zor. Almanya, İngiltere, ABD, Finlandiya gibi ülkelerle karşılaştırmak akılcı da değildir. Dolayısıyla her sektörün el altında tutulması ve denetimden asla vazgeçilmemesi gerekir. Çünkü ülkemizi zayıf düşürmek isteyen kötü niyetlerle karşılaşma ihtimallerimiz çok yüksek.

Örneğin, son günlerde market raflarında ayçiçek yağı ve şekerin olmadığı görülüyordu. Bu konuda açıklamalarda da yapıldı. Tedarik edilemediği söylendi. Ancak edinilen tecrübelere göre bunun bir zam sinyali olacağı tahmin edilebilirdi. Ki gelen zamlardan sonra market raflarında bu ürünler yerini almış. Şeker %25 zamdan sonra hemen raflara koşmuş. Temin edemediğini söyleyen bir market zincirinin raflarında, hem şekeri hem de Ayçiçek yağını Salı günü gördüm.

Ayçiçeği ve şeker pancarı üretimi kuraklıktan etkilendi. Ancak piyasada bulunamayacak kadar henüz etkilenmiş olamaz. Üretim düştü ancak o kadar değil…

Haber sitelerine otomobillerin de stoklandığını okuduk. Önceki yıllarda başka ürünlerde bu olayları yaşamıştık. Haliyle aslında olmayan ürünler konusunu biliyorduk bile diyebiliriz.

Peki, tarımsal üretim girdilerinde de benzer bir stoklama var mıdır? Bence olabilir. Sektör yakından takip edildiğinde, çok talep gören bazı ürünlerin bulunamadığı, ara ara piyasaya sürüldüğü, her defasında fiyatların yükseldiği görülebilir. Bu ürünler genelde ithaldir ve fiyatları da hızla artar. Piyasada olmamasının sebebi üretilmemesi mi yoksa stoklama mı? Araştıran ve denetleyen var mı?

Gübresinden ilacına, sebze tohumundan tarla bitkileri tohumuna kadar her girdinin gümrükten girişinden tüketim aşamasına kadar denetim altında olması gerektiğini düşünüyorum. Ne kadar ürün hangi birim fiyatı ile giriş yaptı, üreticiye kaç TL’den satılıyor? Gelen ürünler depolarda bekletiliyor mu? Satış noktalarından yapılan çıkış ile ülkemize giriş miktarları tutarlı mı?

Tarım Bakanlığımız çiftçilerimizin bir karış toprağı boş bırakmamasını istiyor. Evet, hem iç pazar hem de dış pazar için tarımsal üretimimizi artırmalıyız. Bunun mücadelesini de vermeliyiz. Fakat mücadeleyi sadece çiftçilerden beklemek bizleri başarıya götürmeyecektir.

Gübre fiyatları her 15 günde bir artarken üreticiler nasıl üretsin? Gübreleme olmadan verim, verim olmadan kazanç elde edilemez. Gübre fiyatlarının dolara bağlı olarak arttığını söyleyemeyiz. Geçtiğimiz yıl 17 Kasım’da 1 Dolar 7.75 TL iken, bu yıl 10.18 TL’dir ve artış yaklaşık %30’dur. Üre başta olmak üzere gübre fiyatlarındaki artış %100’ün üzerinde. Artışın Dolara bağlı olmadığı açık.

Hammadde yetersizliği dersek, Kovid öncesinde var olan hammadde 2 sene de bitti mi? Amonyak üretiminde sorun olduğuyla ilgili haberler var. Amonyak mı bitti?

Zirai ilaç fiyatları da Dolara göre artmaya devam ediyor. Petrol ürünlerine bağlı olarak plastik ve benzeri girdilerin fiyatları da yükseliyor.

Tarımsal üretimde planlamayla yetiştiriciliği tam olarak yapamadıktan sonra bağıra bağıra gelen gıda krizini de yaşayacak gibiyiz. Buğday, ayçiçeği, şeker pancarı, pamuk gibi stratejik ürünlerden gelir elde edemeyen üreticiye üret demekle üretim olmuyor. Bazı ürünlerden asla vazgeçemeyiz. Bunları ithal etmek istesek de bulamayabiliriz.

-Mutlaka üretim planlaması yapılmalıdır.

-Tarımsal girdiler ülke içerisinde üretilmeli, üretilenlerin kapasitesi arttırılmalı, üretilmeyenlerin yatırımı sağlanmalıdır.

Velhasıl tarım sektörünün analizi iyi yapılmalıdır. Başarılı olmanın şartı sektörü çok iyi bilmektir. Ancak DE-NE-TİM OLMADAN ASLA başarılamayacaktır. DENETİM de nakdi bir yardımdır.

Previous BAZI TARIMSAL ÜRÜNLERDE ACİLEN ÖNLEM ALINMALI
Next NURİ ŞAHİN TÜRK FUTBOLUNA HEYACAN GETİRİYOR