BAZI TARIMSAL ÜRÜNLERDE ACİLEN ÖNLEM ALINMALI


Uzun zamandır yükselişte olan ABD’nin parası, 23 Kasım’da daha da belirgin şekilde krize doğru koşmaya başladı. Sabahın ilk saatlerinden itibaren yükselişte olan bir dolar, 13 TL’ye ulaştı.

Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik krizin küresel güç odaklarının işi olduğunu ifade etmeden geçemeyeceğim. Açıkça ekonomik saldırı altındayız. İnsanlarımızı sokağa çağırmak ve bir anda toplu hareket etme teşebbüsleri bunun göstergelerinden birisidir. Bunun ayak izlerini yıllardan beri izliyoruz. Cumhurbaşkanımızın ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarına bağlı olarak elimizle oynatıyor gibi dolar artışı olacağına inanmıyorum.

Ülkemizde yaşanan daha önceki krizlerde para sahiplerinin etkilerini görmüştük. Bu etki sadece para sahipleri ile kalamaz. Devletimizin takibini yapacağına inanıyorum. Zamanı gelince göreceğiz.

Doların yükselişiyle marketlerin raflarında boşalmalar meydana geldi. Köylerin, kasabaların içlerine kadar giren üç kardeş, üç harfli marketlerin raflarında yeterli şeker, ayçiçek yağı başta olmak üzere bazı ürünlerin olmadığı görüldü. Zaten epey süredir şeker ve ayçiçeğinde sorunlar yaşanıyordu.

Döviz kurlarındaki yükseliş ve dalgalanmaların güvenli bir ortam sunmadığı aşikar. Ticaretini yapanların kendilerini korumalarını da anlayabiliriz. Ancak zamlardan sonra ortaya çıkan bazı ürünlerin stoklandığı haberlerini okuyoruz.

Devletimizin yöneticileri ekonominin içinde bulunduğu sorunlarla mücadele ederken, rafların boşaltılması bana göre kriz ortamını pohpohlama anlamı da taşıyabilir. Yetkililerin buna izin vermemesi gerekir.

Türkiye’de şuanda gıdaya ulaşma sorunu bulunduğuna inanmıyorum. Ortada fırsatçılık varsa da yetkililerimizin önlem alması gerekir.

Diğer yandan tarımsal üretimde her nasıl oluyorsa planlama işini beceremediğimiz ortada. Muz, avokado vb. ürünlerin yatırımına destek vermek ne kadar akılcı, gelinen durum göstermektedir. Muz üretimindeki artış ile fiyat oluşumu üreticilerin maliyeti seviyesine inmiş durumda. Muz üretimini artıracağız derken krize girmesine sebep olunacaktır. Üretici zarar etmek istemez.

Hızla avokado bahçesi tesis ediyoruz, ancak avokado ithalatı da yapıyoruz. Üreticiler ne yapsın? Tropik meyveler, tropikal iklimlerde daha az maliyetle üretilir. Daha ucuz ithal edebiliyoruz. Öyleyse yüksek katkılı destekleri başka tarım ürünlerine yöneltmek gerekmez mi?

Bir kısım üretim bu şekilde planlanırken, tahıllarda, mısırda, bakliyat ürünlerinde, şeker pancarında, ayçiçeğinde ise kriz kapıda. Buğday başta olmak üzere tahıl üretimini artırmamız gerekiyor.

Bir dekar alandan ortalama 400 kg buğday verimi alınabiliyor. Kilosunu 3 TL satan üretici kazansa ne olacak kazanmasa ne olacak? Hem de artan maliyetlerle. Öyle olunca seracılık veya meyve türlerine yatırım yapmayı tercih ediyorlar.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2020 yılında 23 milyon ton olarak gerçekleşen şeker pancarı üretimi, 2021 yılında 21 milyon ton olarak tahmin ediliyor. Neden azalıyor? Kemal Derviş ile gelen şeker pancarı üretimindeki kota işi tekrar ele alınmalıdır. Üretim arttırılmalıdır.

Buğday 20 milyon tondan 19 milyon tona düşeceği öngörülüyor. Bunlar sadece birkaç üründe örnek. Buğday ithal etmek istesek, Rusya’dan almak durumundayız. Rusya, Suriye, Libya, Kıbrıs, Türk Dünyası ülkeleri, Ukrayna, Gürcistan denklemi hiç de kolay gitmiyor. Rusya vermiyorum derse ne yapacağız? Domatese kota ve diğer sebzelere analiz talebi fiyatları yerle bir etmeye yetti. Başka ülkelerden alabiliriz miyiz? Alsak nasıl olacak? Tarım ürünleri ithalatını doların ateşi zaten imkansız hale getirecek.

Dünya’daki gelişmeleri adım adım izleyen ve analiz edenler, gıda krizinin kapıda olduğunu her gün söylüyorlar. Tarım Bakanlığımız da bir karış toprağın boş kalmaması gerektiğini belirtiyor. Peki, bunun için ne yapıyoruz?

Türkiye’nin ekolojik zenginliği ihtiyaç duyduğumuz bütün tarım ürünlerini üretmeye uygundur. Yeterli üretimi de yapabiliriz. Ancak bunun için sağlam bir planlamaya gidilmesi gerekiyor. Dolayısıyla bazı tarım ürünlerinde acilen önlem alınmalıdır. Piyasada ürünün olmaması haline karşı stoklamayı devletimiz yapmalı, hemen piyasaya sunmalıdır.

Previous TARIMIN SORUNLARI RAPOR HALİNE GETİRİLDİ
Next DENETİM OLMADAN ASLA…