Kalıntıya Karşı Biyolojik ve Biyoteknik Mücadele Yöntemleri


Biyolojik ve Biyoteknik Mücadele Ürünleri Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği (BİOTED) tarafından 16-18 Mayıs 2022 tarihlerinde Adana’da bir Çalıştay yapıldı. Uluslararası katılımlı düzenlenen bu Çalıştay’da önemli konular ele alındı. Çalıştay’a katılamasam da canlı olarak Youtube üzerinden izlemeye çalıştım. Bu yazımın konusunu da 17 Mayıs’da BİOTED üyesi Ali Rıza Günal’ın sunumunda anlattıkları oluşturuyor. Dikkatlice okuyup, anlamaya çalışırsak tarım adına çok önemli çıkarımlar var.

Ali Rıza Günal konuşmasının başında kendi faaliyet alanlarındaki firmalara ışık tutarak biyolojik ve biyoteknik ürünler üzerine çalışan firmaların üreticiler nezdinde güven kaybetmemesi gerektiğini, üreticileri kaçırmamak gerektiğinin altını çizdi.

Günal, biyolojik ve biyoteknik mücadele yöntemlerini kullanan üreticilerin bir serzenişini dile getirdi. Tarım il ve ilçe müdürlüklerinin, bu üreticilerin seralarını sık ziyaret ettiklerini, örnekler aldıklarını, kimyasal mücadele ile üretim yapanlardan örnek alınmadığını, bunun kötü bir algıya sebep olduğunu, bunun da üreticileri rahatsız ettiğini vurguladı.

Ali Rıza Bey’in kalıntı analizi örneklemesi hakkında söyledikleri oldukça dikkat çekici. İhracat yapılan ürünlerde, tırların en arkasından, 4 paletten örnek alındığını, tırın ön kısımlarından örnek alınamadığını, bunun da alışagelmiş bir uygulama olduğunu ifade etti. Örnekleme bu şekilde olunca, tırlardaki ürünlerde kalıntı olmadığı, kalıntı sorununun %80’ninin raflarda olduğunu vurguluyor. Yani kalıntı, raflara inen ürünlerde tespit ediliyor.

Günal konuşmasının bir yerinde “MRL (maksimum kalıntı limiti) değerleri ülkelere, marketlere göre farklılık gösteriyor. Bilgilendirme yok. Üreticiler Türkiye’dekine göre üretim yapıyor, ceza yiyince de ben neden ceza yedim diyor. Çünkü MRL değerleri farklı. Örneğin Hollanda’da bir market limitlerin altında 5 aktif maddeye izin veriyor. Limitlerin altında 10 aktif maddeye izin verilmiyor. Bunlar ihracatçılar tarafından bilinmiyor.” dedi. Bu ifadelerin anlamı oldukça yüklü.

Günal devam etti: “İhracatçılarla konuşulduğunda onların savunması ise tek seferde, tek yerden bir tırın doldurulmasının gerekli olması. Ülkemizde sera alanları küçük aile işletmeleri şeklinde. Hep dekar bazında konuşuyoruz, hektardan bahsetmiyoruz. Bir yerden tır dolmayınca, ihracatçılarda farklı yerlerden ürün bulmak zorunda kalıyor. Bu durumda da tırın arka kısmından örnekleme işine geçildiğinden bahsediyorlar.”

Organik Tarım Yönetmeliğinde topraksız tarım ile organik üretim yapılamaz kuralı vardır. Ali Rıza Bey’in şu anlattıklarına hep beraber şahit olalım: “İhracatçılar topraksız tarım seralarına veya büyük sera işletmelerine organik diyorlar. Sebep de tır bazında ürün verdiği ve MRL sorunu oluşmadığından bunu yapıyorlar. Kalıntı doğru yönetilemediğinden sektörde bunun adı organik olmuş.”

Daha önceki yazılarımda da ısrarla bahsetmeye çalıştığım sorunlardan birisine değinildi. Reçete Yönetmeliği, Bitki Koruma Ürünleri Takip Sistemi gibi düzenlemelerinin sektörün sorunlarını gerçek anlamda çözmediğini vurgulamaya çalışmıştım. Bakın Biyolojik ve Biyoteknik Mücadele Çalıştayı’ndan ne çıktı:

“Üretici kayıt defterine formalite bakış açısı var. Sorun çıkmasın diye imzalanıyor. Ben Fethiyelim. İddia ediyorum, çiftçi kayıt defterlerinin %80’nini halden toplarım. Bayiden değil, çiftçiden değil. Defteri mal verdikleri ihracatçıya teslim ediyorlar. O da Yönetmeliği uygun şekilde defteri dolduruyor.” Bayilerde olanı da düşünürsek reçete nerede yazılıyor, nerelerde kayda alınıyor ve imzalanıyor herhalde bize ipucu veriyor.

Günal’ın altını çizdiği sorunlardan bir diğeri de akredite olmuş laboratuvar sorunu. İfade etmek istediği belgesini almış laboratuvar değil. Bunu da şu ifadeler açığa çıkarıyor: “Akreditasyon ve analiz yöntem birliği yok. Avrupa yöntemleri ile analiz yapabilen laboratuvarlar yok. En büyük sera merkezlerinden laboratuvar yok, ihracatçıların bulunduğu hallerin etrafında var. Örneğin Fethiye’de yok. Emin olun bir seradan 5 kg domates alın, 5 farklı laboratuvara gönderin, farklı sonuçlar gelecektir. Maalesef durum bu.”

Kıymetli okuyucular, yasaklayınca çözdüğümüzü düşündüğümüz bir konu daha gündeme geldi. Buyurun: “Analiz laboratuvarlarının analizleri doğru yöntem ve analiz sonuçları olmalı. Yani hangi pazara gidiyorsa ona göre analiz yapabilmelidir. Bu konuya somut bir örnek verelim. 4 CPA ve Ethaphon büyüme düzenleyicileri yani hormonları var. Birisi meyve tutumunu sağlıyor, diğeri olgunlaşmayı hızlandırıyor. Türkiye’de hiçbir laboratuvar bu analizleri yapmıyor. Özellikle Kaliforniya biberi ve bazı ürünlerde cezalar buradan gelmiş. Bunlar da bio kontrol yapan üreticilerin ürünleri. Kış sezonu sert geçince çiçekleri kaybetmemek için 4 CPA kullanılmış. Laboratuvarlar bulamayınca gittiği yerde ortaya çıkmış.”

Aslında bizim laboratuvarlarımız da yapabilmeli ve sınırları belli olmalı. Sayın Günal’ın da dediği gibi bu konuda ilgi ve bilgilendirme eksikliği olduğu görülüyor. Yasakladım işi sorunu çözmemiş. El birliği ile samimi şekilde sorunların üstesinden gelebiliriz.

Previous Buğday Tarlalarına Dikkat!
Next Konut Fiyatları Can Yakmaya Devam Ediyor